Merhabalar,
Ben ailenin ilk cocuğuyum, benden sonra bir kız bir de erkek kardesim var. En büyük çocuk olmanın sorumluluğunu hep omuzlarımda hissettim tabii. 2 yaşıma kadar Uşak'ta bir köyde annemle kalmışım. Babam Almanya'da olduğu için annemle ben 2 yaşımdayken Almanya'ya gitmişiz. 2 yaşıma kadar beni ölesiye seven bir dedem varmış. Ben Almanya'ya gidince çok üzülmüş ve 2 sene sonra da ölmüş. Ben hatırlamıyorum kendisini.
Almanya'da ortaokul 2. sınııfa kadar okudum. Çocukluğum fena geçmedi. Ama 10-12 yaş arası ailem artık baskı yapmaya başlamıştı. Geleneksel insanlardı. Kız çocuğuna yapılan baskılar bana da yapıldı tabii. Erkek kardeşim herzaman daha ön plandaydı. Ailemde çok fazla dayak yemedim, fakat annem ve babamın kardeşlerimin yaramazlıklarını çok ağır şekilde cezalandırdıklarına şşahit oldum. Hep ağlar ve dayak olayının biran önce bitmesini sağlamaya çalışırdım. Bu yüzden hep ailem bana sulugöz derdi. Gerçekten dayak olayları beni o yaşımda çok sarsmıştı.
Erkeklerle ilişkilerime gelince, yıllar içinde hep başarısız ilişkilerim oldu. Sadece kendimi duygusal ve beden olarak kullanılmış hissettim. Üzüldüm tabii, ama hep unutmayı tercih ettim. Eşimle 1,5 sene önce tanıştım. Ve 8 ay sonra evlendik. İlk aylarımız baya kavgalı geçti. Bana bir hayli baskı yaptı, bütün kişiliğimin onun kontrolü altında olduğumu düşünmeye başlamıştım. Fakat yavaş yavaş kendisi değişmeye başladı. Özellikle çocuk problemimiz bizi birbirimize yaklaştırdı.
Kavga ettiğimiz zamanlarda bebeğimiz olsa kocam bana yardımcı olamaz diye düşündüğüm zamanlar oldu. Ama artık öyle düşünmüyorum.
Kendimle ilgili algılarıma gelince: kendimi beğeniyorum, hayatı seviyorum. Çocuklari seviyorum.
Ama bu son bebek problemleri yüzünden kendimi eşime karşı çok eksik hissediyorum. Ona çocuk verememekten korkuyorum. Hayata daha negatif bakar oldum.
Aslında genelde de hayatta daha negatif, ya da gerçekci olduğumu düşünüyorum. Pozitif düşünemiyorum kendimle ilgili.
|